Özet
Oslo Deklarasyonu (1993) Filistin sorununun çözümü yolunda önemli bir adım olarak değerlendirilmişti. Oysa bugüne değin yaşanan gelişmeler böylesine önemli belirsizlikler içeren, açık uçlu bir müzakere sürecinin, özellikle de taraflardan birinin henüz gerçek anlamda bir devlet vasfına kavuşamamış olduğu durumlarda nasıl başarısızlığa mahkûm olduğunun bir örneğini bize sunmaktadır. Bu makalede kalıcı bir barış yolunda adımlar atılmasının özellikle de güçlü tarafın, tırmandırma, müttefikten destek alma ve içerden bölme yolundaki çabalarla tek taraflı bir çözüme varamayacağını hissetmesi durumunda mümkün olacağı ileri sürülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Gazze, Filistin Sorunu, Oslo Deklarasyonu, Camp David Zirvesi, Arap Barış Girişimi, Batı Şeria Bariyeri, Hamas, Wye Memorandumu
THE NEED TO REASSESS THE PALESTINIAN DEADLOCK
Abstract
The Oslo Decleration (1993) was considered as a crucial step in solving the Palestinan question. However, developments until this day show that such open-ended, uncertain negotiation talks are destined to be unsuccesful especially considering that one of the parties is not fully qualified as a state. This paper argues that steps towards lasting peace can be possible in cases where particularly the more powerful party realizes a unilateral solution by efforts of division within and support from allies cannot be a solution.
Keywords: Gaza, Palestinan Question, The Oslo Decleration, Camp David Summit, Arab Peace Initiative, The West Bank barrier, Hamas, The Wye Memorandum. |